Türk ailelerinin çoğunluğunda var olan bir olgu vardır ki bu çocuklar üzerinde bencillik veya aşağılık duygusu yaratır. Sosyolojik açıdan baktığımız zaman bu toplum içinde sessiz bir savaş olarak olarak yaşanır. Mesela en basitinden bir örnek verelim. Bir anne veya baba cocuğunu başkalarının çocuklarıyla karşılaştırırken aslında çocuğunda derin bir yara oluşturduğunun farkına varamaz. Ama bu davranışın, çocuklarında bir kamçı etkisi yaratacağını düşünür. Bu her zaman böyle midir? Diğer taraftan bir anne veya baba çocuğunun başka çocuklardan daha üstün olduğunu hissettirirken ve bunu desteklemek adına çocuklarını diğer çocuklardan soyutlarken onun bir bencillik duygusu içine girmesini neden algılayamaz? Ve bir gün bu çocukları yan yana getirdiğinizde birbirlerine olan davranışlarında bile komplekslerin kaynağının ailelerden kaynaklandığını hissedebilirsiniz. Çünkü anne babalar çocuklarını ya başkalarının çocuklarıyla karşılaştırarak ezerler ya da çocuklarının diğer çocuklardan üstün olduklarını vurgulayarak onları kompleksli yaparlar. Ve bu çocuklar da her zaman birbirlerine uzak olur. Kendi hayatımdan bir örnek verebilirim. Bir arkadaşımın anne babası onu bir hayat yine kendi yaşıtı bir arkadaşıyla karşılaştırarak onu hep ezerlerdi. Arkadaşının annesi de çocuğunu yere göğe sığdıramazdı. Ama pratikte arkadaşımın eli 18 yaşında ekmek tutmaya başladı. Karşılaştırıldığı arkadaşının da onca başarısı, yüksek lisansları, yurt dışı eğitimleri ve sonuçta bir iş başaramamasına ve 29 yaşında hayatında ilk defa çalışmasına ve çok fazla zorluk çekmesine sebep oldu. Bu defa dengeler değişti ve karşılaştırmaların dengesi sarsıldı. Yani dünün güçlüleri dünün zayıflarını ezdi. Ama dünkü güçlüler bugünün zayıflarını. Dünkü zayıflar da bugünün güçlüleri. Oyuncular yer değiştirdi ama oyunun kuralları değişmedi. Uzun lafın kısası ( veya dedelerimiz dediği gibi kıssadan hisse ) çocuklarınızı mesafeli büyütmeyin. Saygı duymayı ve sevmeyi öğretin. Aralarına mesafe koymayın. Çocuklarınıza bencilliği öğretmeyin. Zira bugünkü dünyadan şikayet eden bizler, düzgün nesil yetiştirememenin hatasının kaynağıyız.
Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα ebeveyn. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων
Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα ebeveyn. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων
Δευτέρα 27 Οκτωβρίου 2014
Türk Aile Yapısının Çocuklarda Yarattığı Bencillik
Αναρτήθηκε από gezginimben στις 2:06 π.μ. 0 σχόλια
Ετικέτες aile, anne, anne baba, anne baba hataları, baba, bencillik, children, çocuk büyütmek, çocuklar, cocuklar egoistlik, ebeveyn, ebeveyn hataları, eski, eski nesil, yeni
Δευτέρα 31 Οκτωβρίου 2011
Babaya Mektup...
Sevgili Baba,
Bundan 1.5 saat önce yatağıma uzandığım zaman yine gözlerimin önüne geldin ve sana bol bol konuştum. Biraz üzüldüm, biraz yakındım ama artık bizim hikayemiz geriye donmeyecek bir hikaye. Akan su geri dönmüyor misali. Dönse de tadı aynı olmuyor
Artık büyüyoruz ve büyüdükçe geriye dönüp baktığımızda bazı şeyler her zaman yüreğimizi yakacak. Ben bu yangını seninle yaşayacağım sen de boşuna ve nice zahmetlerle çekilen geçmişinle yaşayacaksın.
Ben, sana, seni sevdiğimi hiç bir zaman gösteremedim. Göstermeye kalkıştığımda da burnum sızladı ve iki damla gözyaşı oluverdi. Sen de güldün ve başkalarını da güldürdün o gözyaşlarıyla.
Anlaşamadık...
Sen geçmişine lanet edip geleceğini yaşamaya kalkıştığın zaman sağında, solunda ve arkanda bizler de vardık. Ama bizleri görmek istemedin ya da gördüysen de umursamadın.
Tabii sen de haklıydın. Hayat sana ne kadar adaletliydi ki? Ve bizler de hayatın sana adaletsizliğinin kurbanları olduk. Bunu ekonomik açıdan söylemiyorum. Ekonomik açıdan her zaman yanımızdaydın. Ama eksik olan varlığındı. Ben bu eksikliği her zaman hissettim. Çünkü sen kalbimin bir parçasıydın. Ama hiç olman gereken yerde olmadın.
Bayramlarda evimize gelen çocuklara özenirdim. Hepsinin babası onlarla birlikteydi ama sen yoktun. Boynum bükük hissederdim ama sen görünmezdin. Sonra birden bire çıkıverirdin. Boynum düzelirdi, gözlerim dolardı ve başka bir odaya giderdim. Bir güzel ağlardım ve geri dönerdim ve senin yine benimle dalga geçtiğini duyardım. Senin sayende de ailemizin şebeği oldum. Sen farketmezdin ama benim kalbim kırılırdı. Sanma ki buralara okumak için geldim. Aslında ben çevremden kaçtım. Ama senin düşüncenden kaçamadım.
Hastalandım, bir gün bile neyim olduğunu sormadın. Testler yaptırdım. Sonuçlarını merak etmedin.
Sana bugün bir sır verip kaybolacağım. Artık öbür tarafta görüşürüz...
Bir ay önce testlerin sonuçlarını aldım. Sonuçlar hiç kimsenin memnun olacağı kadar olumlu degil. Kanser olmuşum... İlk terapiden sonra saçlarım dökülmeye başladı. Yüzümde sakal da kaş da kalmadı. Kanserden ölen kardeşlerine ağladığın gibi benim için de ağlama... Çünkü artık ben geri dönmeyeceğim...
Αναρτήθηκε από gezginimben στις 11:13 μ.μ. 0 σχόλια
Ετικέτες ağlayan adam, anne baba, baba, boş geçen yıllar, boşluk, çocuk, ebeveyn, hasret, kanser, özlem
Εγγραφή σε:
Αναρτήσεις (Atom)
