Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα eski nesil. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων
Εμφάνιση αναρτήσεων με ετικέτα eski nesil. Εμφάνιση όλων των αναρτήσεων

Δευτέρα 27 Οκτωβρίου 2014

Türk Aile Yapısının Çocuklarda Yarattığı Bencillik

Türk ailelerinin çoğunluğunda var olan bir olgu vardır ki bu çocuklar üzerinde bencillik veya aşağılık duygusu yaratır. Sosyolojik açıdan baktığımız zaman bu toplum içinde sessiz bir savaş olarak olarak yaşanır. Mesela en basitinden bir örnek verelim. Bir anne veya baba cocuğunu başkalarının çocuklarıyla karşılaştırırken aslında çocuğunda derin bir yara oluşturduğunun farkına varamaz. Ama bu davranışın, çocuklarında bir kamçı etkisi yaratacağını düşünür. Bu her zaman böyle midir? Diğer taraftan bir anne veya baba çocuğunun başka çocuklardan daha üstün olduğunu hissettirirken ve bunu desteklemek adına çocuklarını diğer çocuklardan soyutlarken onun bir bencillik duygusu içine girmesini neden algılayamaz? Ve bir gün bu çocukları yan yana getirdiğinizde birbirlerine olan davranışlarında bile komplekslerin kaynağının ailelerden kaynaklandığını hissedebilirsiniz. Çünkü anne babalar çocuklarını ya başkalarının çocuklarıyla karşılaştırarak ezerler ya da çocuklarının diğer çocuklardan üstün olduklarını vurgulayarak onları kompleksli yaparlar. Ve bu çocuklar da her zaman birbirlerine uzak olur. Kendi hayatımdan bir örnek verebilirim. Bir arkadaşımın anne babası onu bir hayat yine kendi yaşıtı bir arkadaşıyla karşılaştırarak onu hep ezerlerdi. Arkadaşının annesi de çocuğunu yere göğe sığdıramazdı. Ama pratikte arkadaşımın eli 18 yaşında ekmek tutmaya başladı. Karşılaştırıldığı arkadaşının da onca başarısı, yüksek lisansları, yurt dışı eğitimleri ve sonuçta bir iş başaramamasına ve 29 yaşında hayatında ilk defa çalışmasına ve çok fazla zorluk çekmesine sebep oldu. Bu defa dengeler değişti ve karşılaştırmaların dengesi sarsıldı. Yani dünün güçlüleri dünün zayıflarını ezdi. Ama dünkü güçlüler bugünün zayıflarını. Dünkü zayıflar da bugünün güçlüleri. Oyuncular yer değiştirdi ama oyunun kuralları değişmedi. Uzun lafın kısası ( veya dedelerimiz dediği gibi kıssadan hisse ) çocuklarınızı mesafeli büyütmeyin. Saygı duymayı ve sevmeyi öğretin. Aralarına mesafe koymayın. Çocuklarınıza bencilliği öğretmeyin. Zira bugünkü dünyadan şikayet eden bizler, düzgün nesil yetiştirememenin hatasının kaynağıyız.


Δευτέρα 3 Οκτωβρίου 2011

Biz Geçiş Kurbanları...

Arkana baktığın zaman, kimseyi göremiyorsan bu senin yanlız kaldığın anlamına mı geliyordu? Hani arkadaşlar karanlıkta parlayan yıldız gibidir derlerdi ya biz çocukken? İşte o da yalanmış. Çünkü bugün bu çok ince bir çizgi. Eskilerin kan kardeşleri, can dostları şimdilerde sıradan insanlardan farklı bir yere sahip değiller. Bizim sorunumuz geçiş nesli olmamızdan kaynaklanıyor. Teknoloji geliştikçe bizler de kendi kabuklarımıza çekilir olduk. Ama bizim çocukluğumuzda izlediğimiz Adile Teyze’li, İnek Şabanlı, Münir Özkul’lu filmler bize hayatı farklı bir açıdan öğrettiler... Biz onlardan öğrendiğimiz hayatı yaşamaya çalışırken bizden hemen sonraki nesil ki aramızda taş çatlasa 1-2 yaş oynar. Bizden farklı şeylerle oynadılar. Onların oyunları artık körebe veya saklambaç değildi. Onlar uzaktan kumandayla uçan oyuncaklarla oynadılar. Hoş, benim de böyle oyuncaklarım vardı. Ben oynayamadım o ayrı mesele. Ve biz arada kalan nesil olduk. Bir şekilde ailelerimize ve eski filmlerde bizlere öğretilen kurallarla yaşamaya çalışırken gözümüz dışarıdan geçen saçları jöleli gençlere takıldığı anda bu asla yapamayacağını söylersin ama 1 yıl sonra saçlarını jölelersin. Hele küpe takan züppeler yok mu? Apapa! Mümkün değildir! Onlar zaten satanisttir senin için. Herkese onu söylersin ve kız arkadaşın seni kandırıp kulağına küpeyi yerleştirdi mi “ Aaa ne güzel oldu” derken, geçen seneki züppeler sana normal olarak görünmeye başlar. Ama içinde de bir savaş başlatırsın! Neler öğrendin ve neler yapıyorsun? Pişmanlıklar duyarsın. Gelenekle, modernlik arasında bir çelişki yaşarsın. İkisini de yaşadığını söylersin ama ikisinden de haberin yoktur. Aslında ikisini de doğru dürüst yaşayamıyorsundur. Biz geçiş neslinin çelişkileri de bunlardan ibaret... Başka göründük ama başka oynadık. Veya bu bize uygulandı. Keşke gerçek doğum tarihimden 10 yıl evvel veya 10 yıl sonra doğsaydım! En azından hangi gruba ait olduğumu bilirdim!