Δευτέρα 31 Οκτωβρίου 2011

Babaya Mektup...

Sevgili Baba,

Bundan 1.5 saat önce yatağıma uzandığım zaman yine gözlerimin önüne geldin ve sana bol bol konuştum. Biraz üzüldüm, biraz yakındım ama artık bizim hikayemiz geriye donmeyecek bir hikaye. Akan su geri dönmüyor misali. Dönse de tadı aynı olmuyor

Artık büyüyoruz ve büyüdükçe geriye dönüp baktığımızda bazı şeyler her zaman yüreğimizi yakacak. Ben bu yangını seninle yaşayacağım sen de boşuna ve nice zahmetlerle çekilen geçmişinle yaşayacaksın.

Ben, sana, seni sevdiğimi hiç bir zaman gösteremedim. Göstermeye kalkıştığımda da burnum sızladı ve iki damla gözyaşı oluverdi. Sen de güldün ve başkalarını da güldürdün o gözyaşlarıyla.

Anlaşamadık...

Sen geçmişine lanet edip geleceğini yaşamaya kalkıştığın zaman sağında, solunda ve arkanda bizler de vardık. Ama bizleri görmek istemedin ya da gördüysen de umursamadın.

Tabii sen de haklıydın. Hayat sana ne kadar adaletliydi ki? Ve bizler de hayatın sana adaletsizliğinin kurbanları olduk. Bunu ekonomik açıdan söylemiyorum. Ekonomik açıdan her zaman yanımızdaydın. Ama eksik olan varlığındı. Ben bu eksikliği her zaman hissettim. Çünkü sen kalbimin bir parçasıydın. Ama hiç olman gereken yerde olmadın.

Bayramlarda evimize gelen çocuklara özenirdim. Hepsinin babası onlarla birlikteydi ama sen yoktun. Boynum bükük hissederdim ama sen görünmezdin. Sonra birden bire çıkıverirdin. Boynum düzelirdi, gözlerim dolardı ve başka bir odaya giderdim. Bir güzel ağlardım ve geri dönerdim ve senin yine benimle dalga geçtiğini duyardım. Senin sayende de ailemizin şebeği oldum. Sen farketmezdin ama benim kalbim kırılırdı. Sanma ki buralara okumak için geldim. Aslında ben çevremden kaçtım. Ama senin düşüncenden kaçamadım.

Hastalandım, bir gün bile neyim olduğunu sormadın. Testler yaptırdım. Sonuçlarını merak etmedin.

Sana bugün bir sır verip kaybolacağım. Artık öbür tarafta görüşürüz...

Bir ay önce testlerin sonuçlarını aldım. Sonuçlar hiç kimsenin memnun olacağı kadar olumlu degil. Kanser olmuşum... İlk terapiden sonra saçlarım dökülmeye başladı. Yüzümde sakal da kaş da kalmadı. Kanserden ölen kardeşlerine ağladığın gibi benim için de ağlama... Çünkü artık ben geri dönmeyeceğim...

Δευτέρα 3 Οκτωβρίου 2011

Biz Geçiş Kurbanları...

Arkana baktığın zaman, kimseyi göremiyorsan bu senin yanlız kaldığın anlamına mı geliyordu? Hani arkadaşlar karanlıkta parlayan yıldız gibidir derlerdi ya biz çocukken? İşte o da yalanmış. Çünkü bugün bu çok ince bir çizgi. Eskilerin kan kardeşleri, can dostları şimdilerde sıradan insanlardan farklı bir yere sahip değiller. Bizim sorunumuz geçiş nesli olmamızdan kaynaklanıyor. Teknoloji geliştikçe bizler de kendi kabuklarımıza çekilir olduk. Ama bizim çocukluğumuzda izlediğimiz Adile Teyze’li, İnek Şabanlı, Münir Özkul’lu filmler bize hayatı farklı bir açıdan öğrettiler... Biz onlardan öğrendiğimiz hayatı yaşamaya çalışırken bizden hemen sonraki nesil ki aramızda taş çatlasa 1-2 yaş oynar. Bizden farklı şeylerle oynadılar. Onların oyunları artık körebe veya saklambaç değildi. Onlar uzaktan kumandayla uçan oyuncaklarla oynadılar. Hoş, benim de böyle oyuncaklarım vardı. Ben oynayamadım o ayrı mesele. Ve biz arada kalan nesil olduk. Bir şekilde ailelerimize ve eski filmlerde bizlere öğretilen kurallarla yaşamaya çalışırken gözümüz dışarıdan geçen saçları jöleli gençlere takıldığı anda bu asla yapamayacağını söylersin ama 1 yıl sonra saçlarını jölelersin. Hele küpe takan züppeler yok mu? Apapa! Mümkün değildir! Onlar zaten satanisttir senin için. Herkese onu söylersin ve kız arkadaşın seni kandırıp kulağına küpeyi yerleştirdi mi “ Aaa ne güzel oldu” derken, geçen seneki züppeler sana normal olarak görünmeye başlar. Ama içinde de bir savaş başlatırsın! Neler öğrendin ve neler yapıyorsun? Pişmanlıklar duyarsın. Gelenekle, modernlik arasında bir çelişki yaşarsın. İkisini de yaşadığını söylersin ama ikisinden de haberin yoktur. Aslında ikisini de doğru dürüst yaşayamıyorsundur. Biz geçiş neslinin çelişkileri de bunlardan ibaret... Başka göründük ama başka oynadık. Veya bu bize uygulandı. Keşke gerçek doğum tarihimden 10 yıl evvel veya 10 yıl sonra doğsaydım! En azından hangi gruba ait olduğumu bilirdim!